29 Ekim 2007 Pazartesi

bunu es geç.


Kusursuz bir yoldaydık o gece.
Anlattı.
Şehir uyurken dans edermiş martılar.
Kimse bilmez ki bize özendiklerini.
Bozmadım.

biraz daha uzak.

Gene yollardayım bu gece
Yağmur damlaları çarpıyor camıma.
Her yağmur damlasında biraz daha uzaklaşıyorum senden.
Biraz daha yaklaşıyorum sensizliğime.
Artık eskisi gibi yanmıyor canım mesela.
Sensizliğin getirdiği mutsuzluğa aşıktım ben.
Sensizliğin getirdiği umutsuzluğa aşıktım ben.
Sana değil ki.
Şimdi göz yaşlarımın aynası oldu damlalar.
Kırdım birer birer.
Ve şimdi sessizliğe karıştı artık yokluğun.
Bu kez daha sakin.
Bu kez daha suskun.
Bu kez daha umutlu.
Ve şimdi biraz daha senden uzak

bana fazla.

Düşünürsen, eminim bulacaksın nerede yanlış yaptığını.
Yıldızlar ışıklarını veriyor şimdi senin pişmanlığına.
Utan!
Şimdi karanlık.
Utan durma utan!
Ölüm bile istemez seni satın aldığı ruhlar arasında.
Utan hadi!
Şimdi kalbini yavaşça masaya bırak.
Sonra da git buradan.
Giderken de utan!
Hala utanmıyor musun?
Ben utanıyorum!
Çünkü hala sana yazılıyor bunlar.
Şimdi tekrar tekrar lanet ediyorum sana,
Ve o büyük aşkımıza.

kaybettim.

Nereden düştüm bilinmez.
Bağırdım da duymadı.
Koştum ardından yakalayamadım.
Hiç bilmedi beni.
Onun adı yok.
Onun cismi yok.
Ama bir dünyası vardı ki düşümde..
Kaybettim onu geçenlerde.
Aradım yollar boyu da
Bulamadım.

sustum.


Sustum.
Sessiz çığlıklarımı duyarsın diye sustum.
Duymadın.
Gozlerimdeki umudu anlarsın diye sustum.
Anlamadın.
Düşler içinde kaybolduğumu gorürsün diye sustum.
Gormedin.

Ama yine de sustum.
Beni yıpratana kadar sustum.
Beni hayattan silene kadar sustum.
Beni 'olmadığına' inandırana kadar sustum.
Ruhumu yok edinceye kadar sustum.
Sustum.
Hep sustum.